23 Mayıs 2026 tarihinde İngiltere’de gerçekleştirilen ‘Oxford Uzun Ömür Projesi’ çerçevesinde, tıp, fizyoloji ve yaşlanma politikaları alanında uzmanlardan oluşan disiplinler arası bir ekip, ‘Daha Uzun, Daha İyi Yaşamak’ başlıklı bir rapor yayınladı. Bu çalışma, bireylerin yaşam süreleri ve yaşlılık sağlıkları üzerindeki etkisinin, daha önce düşünülenden çok daha fazla olduğunu ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre, yaşlılıkta karşılaşılan kronik hastalıkların ve sağlık sorunlarının en az yüzde 80’inin kişilerin yaşam tarzı seçimleriyle bağlantılı olduğu vurgulandı.
Rapor, işlenmiş gıdalardan kaçınmanın, uyku düzenine dikkat etmenin, akşam saat 18.30’dan sonra yemek yememek ve et tüketimini azaltmanın sağlıklı bir yaşam için önemli tavsiyeler arasında yer aldığını belirtti. Ancak Harvard ve Edinburgh gibi üniversitelerin bilim insanları, bu oranların insan biyolojisi ve toplumsal gerçekler açısından aşırı derecede basitleştirildiğini savundu.
Eleştirmenler, yoksulluk, çevre kirliliği, sağlıklı gıdaya ulaşmanın güçlüğü ve çalışma koşulları gibi bireylerin kontrolü dışındaki yapısal etmenlerin göz ardı edildiğini ifade etti. Ekonomik açıdan yüksek seviyede olan bireylerin daha sağlıklı bir yaşam sürmesinin tesadüf olmadığına dikkat çeken uzmanlar, bu tür yaklaşımların, gerçek sorumluluğun politika yapıcılar ve şirketler üzerinde olduğunu unutturma riski taşıdığını belirtti. Bununla birlikte, raporun savunucuları, bireylere sorumluluk vermenin, insanlara kendi yaşantılarını iyileştirme potansiyeli, kontrol hissi ve umut aşıladığını ifade etti.