İmzalanışının 103. yıldönümünde, Yunanistan Lozan’ı deliyor

Imzalanisinin 103 yildonumunde yunanistan lozani deliyor YNVIecYX
İmzalanışının 103. yıldönümünde, Yunanistan Lozan’ı deliyor

Adalarımızı işgal eden, Türk azınlığı yok etmek için planlı bir çalışma yürüten Yunanistan, son olarak Batı Trakya Türk Azınlığına ait sekiz ilkokulu daha kapattı. Bu karar, birkaç köy okulunun öğrenci sayısı gerekçe gösterilerek kapatılmasından ibaret değil. Batı Trakya Türklerinin eğitim haklarının ve Türk kimliğini gelecek kuşaklara aktarma olanakları da sistematik biçimde daraltılıyor.

Yunanistan’ın bu ay içinde aldığı kararla Batı Trakya Türk Azınlığına ait sekiz ilkokulu daha kapattı. Dışişleri Bakanlığımız, 19 Temmuz’da yaptığı açıklamayla kararı kınadı, son kapatmalarla birlikte faal azınlık ilkokullarının sayısının 76’ya düşürüldüğünü duyurdu. Bakanlık, İskeçe 1. Türk Azınlık İlkokulunda birinci sınıf kayıtlarına yeni engeller çıkardı.

DİLİ, KİMLİĞİ, HAFIZASI

n İmzalanışının 103. yıldönümünü kutladığımız Lozan Antlaşması için, “Türkiye’nin Tapusu” diyoruz. Lozan’dan üç yıl sonra hazırlanan 1926 tarihli Trakya Genel Valiliği kayıtlarında 307 Türk azınlık ilkokulu bulunuyordu. Bugün yaklaşık 150 bin Türk’ün yaşadığı Batı Trakya’da okul sayısının 76’ya düşürülmesi sadece öğrenci azlığıyla açıklanamaz. Mavi Vatan doktrini başta olmak üzere deniz hukuku, uluslararası ilişkiler ve küresel stratejiler konularında çalışmalar yapan TÜRK DEGS’in (Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi) kurucusu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı eski Kurmay Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı’ya Yunanistan’la ilgili gelişmeleri sordum. Şunları anlattı:

“Yunanistan ihtiyaç duyulan yerlerde yeni Türk okullarının açılmasına da izin vermiyor. Türkçe-Yunanca çift dilli anaokulu talepleri karşılanmıyor. Her yıl yaklaşık bin öğrencinin azınlık ilkokullarından mezun olduğu bölgede yalnızca iki Türk azınlık ortaokulu-lisesinde eğitim-öğretim yapılıyor. Bunların fiziki kapasiteleri de ihtiyacı karşılamıyor. Türk nüfusu bölgede varlığını koruduğu hâlde Türk okulları birer birer ortadan kaldırılıyorsa hedef doğrudan doğruya Türk toplumunun dili, kimliği, hafızası ve geleceğidir.

Cihat Yancı

İKİ ÖĞRENCİLİ RUM OKULU

Ülkemizdeki Rum azınlık okullarıyla, Batı Trakya’daki Türk okullarını karşılaştırdığınızdaortada son derece açık bir yaklaşım farkı var. Türkiye, Rum Ortodoks toplumunun nüfusu ciddi biçimde azalmış olmasına rağmen azınlık okullarını öğrenci sayısını mekanik bir gerekçe olarak kullanarak sistematik biçimde kapatmıyor. Aksine, yıllarca kapalı kalmış okulların yeniden açılmasına izin veriyor.

Gökçeada’daki Rum ilkokulu, 49 yıllık aranın ardından 16 Eylül 2013’te yalnızca dört öğrenciyle eğitime başlamıştı. Bir sonraki eğitim yılında öğrenci sayısı ikiye düştüğünde bile okul kapatılmadı. Gökçeada’daki Rum ortaokulu ve lisesi de 2015 yılında yeniden faaliyete geçirildi.

Türkiye böylece yalnızca mevcut bir okulu korumakla kalmamış, uzun yıllar kapalı tutulan Rum eğitim kurumlarını yeniden açtı. Ayrıca Bozcaada Rum Ortodoks Kilisesi Vakfının açtığı dava sonrasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği karar uyarınca kilise, mezarlık ve ibadet amaçlı bazı taşınmazların vakfa iadesi yönünde adımlar attı.

TÜRKİYE’YE YERLEŞENE DESTEK

Gökçeada ve Bozcaada’daki Rum toplumunun yeniden canlandırılmasına yönelik eğitim, vakıf, mülkiyet, kültür ve geri dönüş çalışmaları Yunanistan’daki İmroz ve Bozcaada kuruluşları tarafından da maddi olarak destekleniyor. Örneğin 2024’te düzenlenen Pan-İmroz Konferansı ve konserinin gelirleri Gökçeada’daki Rum okullarına aktarıldı, etkinliğin açık amacı Rum nüfusunu artırmak, okulları güçlendirmek ve Ada’ya geri dönüşü desteklemek olarak açıklandı. Ayrıca kişi başına belirlenmiş bir yerleşim ödeneği tutarı da bu adalara yerleşenlere veriliyor.

Esas çelişki şu: Türkiye birkaç bin kişilik Rum Ortodoks toplumunun iki öğrencili okulunu bile açık tutarken, Yunanistan yaklaşık 150 bin Türkün okullarını kapatıyor.”

SESSİZ ASİMİLASYON

Emekli Tümgeneral Cihat Yaycı, Yunanistan’ın hedefinin Batı Trakya Türklerini bir günde ortadan kaldırmak değil, uyguladığı uzun vadeli, planlı bir yöntemle Türk kimliğini görünmez hâle getirmek, Türk toplumunun kurumlarını zayıflatmak, ekonomik hayatını sınırlandırmak ve gençleri bölgeden göçe zorunlu bırakmak olduğunu söyledi. Yaycı, konuyu şöyle açtı:

“1920’li yıllarda Batı Trakya nüfusunun yaklaşık yüzde 65’ini oluşturan Türk toplumunun bölgedeki nüfus oranı bugün yüzde 30’lar düzeyine geriledi. Türklerin 1923’te yüzde 84 civarında olduğu ifade edilen toprak sahipliği de yaklaşık yüzde 25’lere düştü. Bu gerileme yalnızca doğal nüfus hareketleriyle açıklanamaz. Geçmişte Türklerin taşınmaz satın alması, iş kurması, tarımsal araç ve traktör edinmesi çeşitli idarî yöntemlerle engellenmişti. Ekonomik olarak güçlenemeyen gençler göçe zorlanmış ve Türk nüfusunun bölgedeki ağırlığı azaltılmıştı.

1955 tarihli Yunan Vatandaşlık Kanunu’nun 19. maddesi, ‘Yunan kökenli olmayan’ kişilerin vatandaşlıktan çıkarılmasına imkân tanıdı. Bu düzenleme kullanılarak çoğunluğu Batı Trakya Türklerinden oluşan on binlerce kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. Yunanistan İçişleri Bakanlığınca açıklanan sayı 46 bin 638, Avrupa Irkçılık ve Hoşgörüsüzlük Komisyonunun ifade ettiği sayı ise yaklaşık 60 bindir.”

“MÜSLÜMAN AZINLIK” DENMESİ

Bir toplumu etkisizleştirmek için okulunu kapatır, toprağını azaltır, müftüsünü tanımaz, vakfına el koyar, derneğinin adındaki “Türk” kelimesini yasaklar ve gençlerini göçe zorlarsınız; bütün bu uygulamaların toplamı “Sessiz asimilasyondur.”

Lozan’da “Müslüman azınlık” denmesi, Batı Trakya’daki toplumun Türk olmadığı anlamına gelir mi? Batı Trakya’daki gelişmeleri yakından izleyen Yaycı, “Kesinlikle gelmez” dedi ve açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Lozan Barış Antlaşması’nda azınlık statüsü din esasına göre düzenlendiği için ‘Müslüman azınlık’ ifadesi kullanıldı. Türk-Yunan nüfus mübadelesi de etnik kökene değil, dinî aidiyete göre yapıldı. Ancak bu hukuki tanım toplumun millî kimliğini ortadan kaldırmaz. Lozan Konferansı tutanakları ve mübadele dışında kalanlara verilen belgeleri açıktır. Batı Trakya’da kalanlar ‘Türk’, İstanbul’da kalanlar ‘Rum’ olarak tanımlanmış.

TÜRK OLDUĞUNU SÖYLEMELERİ YASAK

Yunan makamları 1950’li yıllarda da ‘Müslüman’ yerine ‘Türk’, ‘Müslüman okulu’ yerine ‘Türk okulu’ ifadelerini kullandı. Trakya Valiliği 1954 ve 1955 yıllarında bu doğrultuda genelgeler yayımladı. Dolayısıyla Türk kimliğinin reddi Lozan’dan değil, sonraki dönemlerde geliştirilen siyasi tercihlerden kaynaklandı.

1927’de kurulan İskeçe Türk Birliği, adında ‘Türk’ kelimesi bulunduğu gerekçesiyle kapatılmıştı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yunanistan’ın dernekleşme özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmettiği hâlde karar tam olarak uygulanmadı. Bir topluma ‘Müslüman olabilirsiniz ama Türk olduğunuzu söyleyemezsiniz’ demek temel insan haklarına aykırıdır.”

Yunanistan, bunları yaparken, Anayasa Mahkemesi kararıyla diğer özel okullarla birlikte kapatılan Heybeliada Ruhban Okulu ile ilgili de önemli gelişmeler var. Onu da yarın aktaracağım.

yok

Author: Yusuf Yıldız